İKİDE BİR - ALİN TAŞÇIYAN

Hollywood`un ötekileri hiç bitmez

 

Konumuz, tüm dünyayı kuşatan ötekiler... Belki dünyada çok ırkçılık örneği var. Ama siyahların 'ötekiliği' oldukça fazla hissedildi. Obama'nın başkan olması ve sarayda 'renk' değişmesi, bizde bilgilerimizi tazeleme ihtiyacı uyandırdı. Sinema kültürü en iyi yansıtan imgelerden biridir. Dünden bugüne sinemadaki ötekiler başlığı altında 'Bugün Irkçılık Amerika'da ne durumda?' sorusunu sorduk. Tensel farklılık hangi alanlarda etkili veya etkisiz. Kuşkusuz, siyaset kapalı bir alandı siyahlar için. Ama bugün politik ya da apolitik bir gelişme gerçekleşti ve siyasetin önü açıldı. Peki diğer ırklarda ise durum nasıl? Sinema yazarı Alin Taşçıyan, bu konu için belki de en iyi isimlerden biriydi. Türkiye’de yaşamak nasıl? sorusuna verdiği cevap ise; “Rahat ve mutluyum.” oldu. Umulur ki dünya 'ırkçılık' gibi ağır suçtan kurtulur ve insanlığın önü açılır.

 

Barack Obama ile ilgili yazılar yazdınız. Bu duruma 'Mucize' dediniz. Filmlere konu olan siyah başkan gerçek oldu. Bunlar sinemadaki politik oyunlar mı?

 

Tabii ki. Hollywood genel olarak liberaldir ve demokrat partiye oy verirler. Barack Obama'yı seçtiler ve bu bir tesadüf değil. Sinemanın görevi, olmayana inandırmaktır. Bu hayal perdesinde, sinemacılar da yıllardır bir siyah başkana insanları hazırladılar.

 

Bu filmleri izlerken kimse neden 'siyah' diye sormadı mı?

 

Hayır. Irkçı olmadığınız müddetçe böyle bir olayı sorgulamazsınız.

 

İyi de perdede görünenle gerçeklik arasında fark var...

 

Tabiî ki öyle. İş realiteye döküldüğünde ben dahil hiç kimse, siyah başkan olabileceğini hayal edemiyordu. Hâlâ ne olacak diye soruyorum. Geriye dönüp baktığımda ne kadar çok siyah başkan konu edilen fimler varmış diyorum. Bunun aslında tesadüf birşey olmadığı zaten bizlere gösterilmiş.

 

Irkçılık argümanlarının olduğu bir ülkede nasıl bu kadar çabuk ikna oldular?

 

Amerika'da gündelik yaşamda hala ırçılık büyük bir sorun. Bundan elli yıl önce siyahlar ve beyazlar yanyana oturamıyordu. Elli yıl bir ülkenin hayatında çok uzun bir süre değildir. Ancak bir kuşak değişir. Irkçı her zaman ırkçıdır ve bir yerde durur. O insanlara zaten birşey anlatamazsınız. Çünkü yaptıklarını herhangi bir nedene oturtamazsınız.

 

Sinemanın etkileyiciliğini düşünürsek, ırkçılığı törpüleyebilir mi?

 

Burada sadece siyahlardan bahsedemeyiz. Güney Amerika, Orta Amerika'dan ve tabiî ki Meksikalılar. Bu açığı kapatmak sinemacıların elinde değildir. Ama bu reflekse sahip olmadan film yaptıkları zaman kendi grubundan insanları sinemaya davet ederler. Yani bir noktada durumu normalleştirirler. Hiç bu konulara kafasını yormamış, verilen değerleri kabul etmiş ve öyle yaşayan insan da uyanır. Bir imge aslında bir gerçeğin meydana gelmesine de yadımcı olabilir.

 

Sinemadaki siyahların, 50 yıl önce durumu nasıldı?

 

Siyahlar Amerika'nın içinde var olduğu gibi sinemanın içinde de vardı. Ama roller kısıtlıydı.

 

Nasıl yani?

 

Hayattaki rolleriniz kısıtlıysa sinemada da kısıtlı olur. Hattie McDaniel ilk siyah Yardımcı Kadın Oyuncu Oscarı'nı aldı. Hizmetçi rolünde oynuyordu. Sinema bir ölçüde gerçek hayatın bir yansıması gibidir. Hizmetçi ya da dadıysanız sinemada da bu rollere girmeniz kaçınılmazdır. Ama şimdi baktığınızda filmlerde siyahları daha fazla izliyoruz.

 

Siyahların Amerikan sinemasında yer alması 'Onları benimsiyoruz' psikolojisinden olabilir mi?

 

İşin aslı bu değil. Morgan Freeman tanrıyı oynadı. Amerika'nın tanrı figürünü siyahların üzerinden vermesini aslında anlamlı buluyorum.

 

Ne gibi? Mesela; bu durum ırkçılığın bittiğinin bir habercisi midir?

 

Hayır. Hollywood ne yaparsa yapsın büyük sermaye sahiplerinin hâlâ ırkçı olduğunu düşünüyorum. Çok fazla ırkçı film var. 'Body Of Lies' filmine baktığınızda sempati duyan bir senaristin elinden çıkmış gibi görünüyor. Sempati değil, zaten sempati hoş bir ruh durum değil empati yapmak gerekiyor. Ama Amerikan başkanı veya tanrıyı siyah göstermek ironik olunmadığı sürece oldukça cesur bir tutumdur.

 

Hollywood sinemasında dokunulmazlığı olan siyah oyuncu var mı?

 

Will Smith. Şuanda Amerika'nın en önemli oyuncularından hatta Obama başkan olmadan önce kendisinin olacağını söylemişti.(gülüyor)

 

Siyahların hayran kitlesi nasıl?

 

Şöyle bakmak lazım Toni Morrison ‘En Mavi Göz’ adlı kitabında ‘siyah dadıların mavi gözlü bebeklere olan düşkünlüğünü’ anlatır. Ne yaparsanız yapın dünyanın görmekten hoşlandığı insanlar var. Herkes Angelina Jolie ve Brad Pitt'e hayran. Bunlar yaratılmış imgeler. Ama mesela; Türkiye'de Orta Asya'lı olan biri bile Çinli'ye hayran değildir.

 

Şu anda Amerika siyah bir başkan ile yönetiliyor. Obama'nın gelişi film sektörünün rengini değiştirir mi?

 

Bence değişir. Bu konuda film endüstrisi oldukça fırsatçıdır.

 

Nasıl bir süzgeç bu?

 

Erkeklerdeki kadınlara karşı olan bir algıdır. Dünyanın bütün filmlerinde kadına karşı ayrımcı ve aşağılayıcı bir bakış var. Üstelik bu filmler kadınların hoşlarına da gidebiliyor. Obama'dan sonra başka bir süzgece dönüşecek. Amerikalılar Bush ve 11 Eylül faciasından sonra “Biz tehlikedeyiz” ve “Tehlikeliyiz” diyorlar.

 

Bu algı ne ölçüde değişimi etkiler?

 

'Amerikalıların yarısı ve bütün dünya bizden nefret ediyor, bombayla saldıran feci insanlarız' korkusu üzerlerinden atıldığında değişim olur. Obama'nın bu süreci başlatacağını umuyoruz. Bunu iki yıl sonra çıkacak olan filmleri yani 2010, 2015 filmlerinde göreceğiz.

 

Paul Haggis'in yazıp yönettiği 'Crash' filmi ırkçılığı tüm boyutlarıyla ele alıyor. Amerika ne zamandır özeleştiri yapıyor?

 

Orada yıllardır sistem eleştirisi barındıran filmler yapıyor. Amerikalılık diye bir sorun o anlamda yok. Bir de Amerikan sineması Hollywood'dan ibaret değil. Öte yandan bir çok bağımsız şirket var.

 

Bu tür filmler insanlara ulaşıyor mu?

 

Bana ulaşıyor. Ama çoğunluğa ulaştığını söyleyemeyiz. Şunun gibi; Bütün kütüphaneler kitapla doludur ama kimse okumaz. Sonbahar'ı izlemeyen ama Recep İvedik'e giden dört milyon insana ne diyebilirim ki? Orada ciddi bir tercih farkı vardır. Popüler olmanın ulaşım kanallarıyla ilgisi var. Hollywood'un bu anlamda büyük avantajı var.

 

Nedir o?

 

Hollywood filmlerinde Amerikalıları dünyadan her kesimle özdeşleştirme gibi bir güçleri var.

 

Nasıl yani?

 

'Bady Of Lies' filmini Bahçeşehir Üniversitesi'nden öğrencilerle birlikte izledim. Film bittiğinde öğrenciler çıkarken beğendiklerini söylediler. Çünkü kendilerini Amerika'daki kahramanla özdeşleştiriyorlar. Gerçekten Amerikalılar gibi dünyanın beyazı olduklarını hissediyorlar. Çünkü şahane bir rüya alemi. Aksiyon, eğlence, güzel kadınlar, erkekler, mekanlar insanları alıyor ve götürüyor. Kendini yabancılaşmış dışlanmış hissetmiyor.

 

Ve hipnoz oluyoruz…

 

Ben filmi eleştirirken bir öğrenci; “Niye?” diye sordu. Bende; “Sen Türk pasaportu taşıyorsun küçükken seni de sünnet ettiler.” dedim. Şunu bilmesi lazım. Ben büyük bir kısmı Ortadoğu'da olan bir ülkedeyim, Türk ve Müslümanım. Buna göre konumlandırırsa filmin kendisini nereye koyduğunu görebilecek.

 

Mesala; Samuel Lee Jackson siyah olduğu için kariyerini kırk yaşından sonra yaptı…

 

Evet. Çünkü onun gençliğinde o kadar geniş bir film ensdüstrisi yoktu. Bir siyah ile beyaz bir araya gelemezdi. Şimdi dizilere baktığınızda herkesi seven insanlar var.

 

BU ÜLKEDE AZINLIK BASKISI GÖRMEDİM

 

Siz de bir azınlıksınız. Öteki olduğunuzu hissettirecek bir muameleyle karşılaştınız mı?

 

Hayır karşılaşmadım. Kendi kendine bir iki densiz çıkmıştır ama onun dışında hiç öyle bir muameleyle görmedim. Rahat ve mutluydum.

 

Ailenizden öyle bir hikaye duydunuz mu?

 

Ben İstanbullu bir ailenin çocuğuyum, hiç kimse birşey görmemişti. Kimse bana birşey anlatmadı, çünkü büyüklerden böyle bir şey yaşayan yok. Ama Anadolulu Ermenilerin yaşadığı kötü şeyler olabilir. Özellikle diasporaya gidenlerin çok vardır. Gitmiş olma nedenlerinin altında bu olduğu için böyle birşey diyebilirler, ama ben öyle bir baskıyla büyümedim.

 

AMERİKAN SİNEMASINDA KÖTÜ ADAM HEP VARDIR

 

24 dizisi Obama başkanlığından sonra stratejisini değiştirdi. Bu politikadan kaynaklanan birşey mi?

 

Siyasetle değil, tamamen parayla ilgili.

 

Sonuçta sinema sektörü Amerikalıların elinde ve sinemayı da politik bir nesne olarak kullanabilirler…

 

Bunu Amerika gibi demokratik bir ülkede yapamazsınız. Türkiye'de siyasiler olmazsa generaller uyarı verdiği için öyleymiş gibi görünüyor. Ama batı demokrasisinde öyle değildir. Amerika'da psikolojik iktidar çok önemlidir. Buna rağmen öyle birşey yapamaz. Ama tam tersi olmuştur. Mesela; Bush kadar alay edilen, maymunlaştırılan bir başkan görmedi Amerika. Sinema, mizah, çizgi film yapanlar hepsi Bush'a çok yüklendi.

 

Obama'nın gelişiyle 'Siyah olmak' bir şekilde sorgulamaya açıldı. O topraklarda ötekiler de var...

 

Bunu henüz sorgulayabileceklerini zannetmiyorum. Orada hala refleks çok güçlü. Obama'nın Ortadoğu programını nasıl izleyeceğine bağlı birazda. Yarın bir saldırı olur, Amerika'da bir yere El Kaide çıkarsa yine bu direnç hortlar. Önümüzdeki beş yıl ılıman giderse ve Amerika Irak'tan çekilmeye başlarsa o zaman kötü adam meselesi değişir. Belki de o zaman Korelilere takarlar onlar kötü adam olur.

 

Sinemada kötü adam sendromu aşılır mı peki?

 

Eninde sonunda bir kötü adam bulunur. Olmazsa olmaz. Onlar olacak ki onlarla başa çıkacaksınız. Amerikan klasiği hiç şaşmaz. CIA kötü adamdır FBA ise iyi. FBA'da çürüme varsa MSA çıkar bu defa. Eninde sonunda sistem kazanır. Yani bizim içimizde kötüler var ama onları yeniyoruz durumu. Amerikalılar iyi, diğer insanlar kötü. Helikopteriyle savaş açan bütün Afrikalıları öldüren Amerikalılar kötü olacak değil ya, onlar isyancıdır birbirlerini kesiyorlardır onları kurtarmaya gitmiştir(!)

 

ÜNLÜ SİYAH YÖNETMEN YOK

 

Bir de siyah yönetmenler var…

 

Orada iş çok daha zor. Çünkü çok azlar. Oyuna dahil olup da çok büyük prodüksüyon yöneten yok. Amerikan sineması deyince Spike Lee'den söz etmemiz gerekiyor. Spike Lee'nin bir sürü film içinde Malcolm X'i yapması önemli birşey.

 

'Ünlü Siyah Amerikalı yönetmen' diye bir şey var mı peki?

 

Böyle söylendiğinde açıkçası cevap vermekte zorlanıyorum. Kim var ki? Siyah prodüktör değil ama yapımcı, stüdyo şefi, beyaz perdeye yansıttıkları oyuncular var. Ama prodüktör ve yönetmen çok zor.

 

Siyahlar sinemada birbirlerini desteklediler mi?

 

Öyle söyleyemeyiz ama Spike Lee ve Denzel Washington ikililiğini de yadsıyamayız. Öyle bir özel siyah dayanışması yok. Varsa bile bence o da kötü birşey. Siyahı siyahlarla, beyazı beyazlarla film yapmak gibi. Bu da farklı bir ırkçılığı doğuruyor.

 

Genel tabloya baktığınızda, siyahlar hangi alanlarda yok sayıldı?

 

Politika çok kapalı bir alandı. Bunu anlamak için Türkiye'den bakmak lazım. Kendimizle kıyaslayalım. Bir kimsenin kimliğini, belirli siyasi görüşünü, cinsel tercihini, etnik kökenini vurgulayarak bir yere gelmesi mümkün değildir. Mesela; Turgut Özal Kürt kökenliydi ama hiçbir zaman Kürtlüğünü vurgulamadı. Obama'nın seçim kampanyasında siyah vurgusu hiç görmedim. Unutmayalım ki Obama Harward mezunu aslında, yani geleneği bozmuş değil. Yeterince seçkin. Ve önlerinde bir engel yok. Ama oran azdır ve bu oranı matamatiksel olarak ortaya koyamazsınız.

 

 

 

YAYIN TARİHİ: 01.02.2009