İKİDE BİR - ANN CHAMBERLİN

Batılı erkek eşine karşı daha sorumsuz

 

Amerikalı yazar Ann Chamberlin, Aynadaki Peçe kitabıyla örtünmeye kendince bir kapı açıyor. Ann örtüyle yıllar önce Ortadoğu'ya yaptığı bir gezi sayesinde tanışmış. Seyahat öncesinde orada bulunan kadınların son derece çaresiz, baskı altında yaşadıklarını düşünen Ann, onlara bir batılı olarak 'örnek olabileceğini' düşünmüş. Ama gezi sırasında gördüğü manzara ve konuştuğu kadınlar onun bu düşüncelerini tamamıyla değiştirmiş. Örtünmenin zanettiği gibi bir zayıflık ve çaresizlik olmadığını, güçlü kimlikleri de içinde barındırdığını gören yazar, Aynadaki Peçe kitabını Amerikalılar için yazdığını söylüyor. Derin ve çok yönlü bir araştırmanın ürünü olan kitap, bir batılının gözünden batının örtünme hakkındaki önyargılarını kırmaya çalışıyor. Tartışmaya açık tespitler ortaya koyuyor. Yer yer Batılı bir kadının, Ortadoğulu'dan daha çok sömürüldüğünü, batının doğuya karşı cahillik içinde olduğunu anlatıyor. Her ne kadar Amerikalılar bu kitaba sıcak bakmasalar da yeni bir tartışmanın ve algının fitilini ateşleyeceğe benziyor…

 

 

 

1987'de İstanbul'a gelmişsiniz. Şimdiki Türkiye'yi nasıl buldunuz?

 

Bugün geçmiş yıllara oranla daha fazla kadın başörtüsü kullanıyor. O zamanlar daha az insan başını örttüğü için benim başımı örtmemi yadırgayanlar olmuştu. Bu sefer örtünmedim.

 

Peki kitabı yazmadan önce empati kurmak için örtündünüz mü?

 

Sadece soğuktan korunmak için örtündüm. Eskiden örtü kültürel bir kimlikken son yıllarda özellikle başörtüsü dini inancın bir simgesi olarak kullanılıyor. Ortadoğu'daki bazı toplumlar örtüyü, başörtülü kadınların yanında yer aldığını göstermek için kullanıyorlar. Bu yüzden örtünmenin bazı insanlar tarafından doğru algılanmayacağını düşünüyorum.

 

Örtünmemenizin altında bu neden mi yatıyor?

 

Evet. Benim ülkemdeki pek çok kadın, diğer örtülü kadınlarla empati kurmamı ve onlara karşı sempatiyle yaklaşımıma sıcak bakmıyor.

 

Kitabınızın başında, Ortadoğu'daki kadınların 'neden örtündüklerini' sorgulamışsınız. Sizce bir kadın hangi sebeplerle örtünmeyi seçer?

 

Bu dayanışmanın sembolü olabilir. Ayrıca moda, isyan aracı, özgürlük simgesi, cinsel tacizden korunma ya da kendisine yapılan saygısızlıklara karşı çıkmak için de olabilir. Bu seçeneklerden her hangi birisi kadının örtünme nedenlerinden biri sayılabilir. Her kadının örtünme nedeni farklıdır. Sadece bu sebeplerle de sınırlı kalmayabilir.

 

Mesela?

 

Belki baba baskısı yüzünden örtünüyordur. Belki sizin örtünmek için daha farklı gerekçeleriniz vardır. Ben size sorayım bu gerekçelerden hangisi için örtünüyorsunuz?

 

İnanç…

 

Bu kitap neden bu zamanda çıktı? Örtünen insanlarla empati yapmak için mi, toplumsal bir mesele olduğu için mi, politik ve stratejik sebeplerden mi?

 

ABD'de yayınlanma nedenini biliyorum. Ben bu kitabı yirmi yıl önce yazdım. Amerika'da daha yeni yayınlanması siyasi nedenlerden dolayı. Ama Türkiye'de hangi gerekçeyle bu tarihte basıldığını bilmiyorum. Bunu kitabı Türkiye'ye getirenlere sormalısınız.

 

Örtünmenin ataerkil düzenin bir parçası olduğu söylenir… Ama siz tam tersi anaerkil düzenin savunma aletidir diyorsunuz..

 

Kitabımda İslamiyet öncesi örtünmeden bahsediyorum. Örtünme gerekçeleri nesilden nesile değişebilir. O yüzden kesin birşey söylemek mümkün değil. Örtünmenin tarihine baktığımda kadınların kendi istekleri çerçevesinde örtündüklerini gördüm. O yüzden ataerkil bir baskıdan kaynaklandığını düşünmüyorum. Az önce bahsettiğimiz dayanışma, isyan ve tacizden korunma gibi nedenlerden dolayı kadınlar örtünüyor. İslamiyet'ten sonra örtünme ataerkil düzleme geçmiş olabilir.

 

Size göre kadınlar örtüyü 'savunma silahı' olarak mı kullanıyor?

 

Kitabımın savlarından bir tanesi de örtünün 'savunma silahı' olması.. Örtünmenin başlangıç noktasının bu olduğunu düşünüyorum. İslamiyet öncesinde kadınlar baskıcı bir toplumdan korunmak için örtünüyorlardı. Örtü, kadınların kendilerini savunmaları için kalkan görevi üstleniyor.

 

ORTADOĞU'LU KADINLARI BATILI KADINLARA
GÖRE DAHA GÜÇLÜ BULUYORUM

 

Örtüyle ilgili araştırma yapmadan önce zihninizdeki örtü kavramıyla şimdiki arasında nasıl bir mesafe var?

 

Ortadoğu'ya ilk gezimi çok genç yaşta yaptım. O gezimde batılı bir insan olarak batının gözünden bakıyordum.

 

Batıdaki kadınlar Ortadoğu'daki hemcinslerine nasıl bakarlar?

 

Öncelikle, oradaki kadınların baskı altında olduğunu düşünürüz. Ben de gitmeden önce, o kadınları o kadar zayıf buluyordum ki yaşadıkları ülkeye gidip onlara yardım ederek örnek olabileceğimi düşünüyordum. Ama gezi sırasında karşılaştığım bazı kadınlar beni çok etkiledi ve bakış açım tamamen değişti. Onların yüzlerini görmeme rağmen çok saygı duydum. Hayatımda hiç bir topluma karşı bu kadar saygı duymamıştım. Ortadoğu kadınlarını çok güçlü buluyorum.

 

Ama hala batıda önyargı var değil mi?

 

Sonra kendi kendime şöyle düşündüm; toplumum bana o kadınlarla ilgili yalan söylemiş ve onca yıldır bu yalanlarla büyütülmüşüm. İlk gezide edindiğim bu duygularla örtünün peşine düştüm. Aslında bu kitap düşüncelerimin tercümanı.

 

'Aynadaki Peçe' örtünmenin Ortadoğu'dan başladığını ve İslamiyet öncesine dayandığını söylüyor. İnsanlar inançları için değil, geleneksel olarak örtüyü kullanmış olsalardı, örtü şimdiki kadar gerginlik yaratır mıydı?

 

Herhalde olmazdı, ama bunun kişisel bir tercih olmadığını düşünüyorum. Örtünmenin çok uzun bir geçmişi var. Eğer bir kadın başörtüsü kullanıyorsa bunu çok güçlü bir gelenekten geldiği için yapıyordur.

 

Ortadoğu toplumunun örtünme nedenlerini araştırırken kutsal kitaplara baktınız mı? Yani Kur'an okudunuz mu?

 

Evet, araştırmamı yaparken kutsal kitapları da araştırdım. Kuran-ı Kerim'i de beş ayrı çeviriden okudum.

 

Siz örtünmeyi dinden ayrıştırmışsınız. Niye yaptınız bunu?

 

Herşeyden önce batıdaki pek çok insan, örtünün bir suç olduğunu düşünüyor. Bu yüzden ben de başörtüsü geleneğinin aslında İslamiyet'ten önce var olduğunu söylüyorum. Başka insanlar ise başörtüsünü İslamiyet'ten nefret etmek için bir sebep olarak görüyor. O nedenle bu kitapta başörtüsünü dinden ayırdım.

 

Aslında örtüyü dinden ayırarak ona karşı önyargıları kırmaya çalışıyorsunuz…

 

Evet. Zaten ben bu kitabı batılı okur için yazdım. Çünkü benim ülkemde yaşayan pekçok insan başörtsünü İslam dininden nefret etmek için kullanıyor.

 

ÖRTÜ KADINI SÖMÜRÜDEN KORUYOR

 

Siz içinde bulunduğunuz batı toplumunu da eleştiriyorsunuz. Oradaki kadınların Ortadoğu'daki hemcinslerine nazaran daha çok sömürüldüğünü söylüyorsunuz. Hep tam tersi olduğu iddia edilir…

 

Evet, böyle bir düşünce olduğunu biliyorum ve bu bana korkunç geliyor. Sınıfımda oryantal dersi aldığım arkadaşlarıma Türkiye'ye gittiğimi söylediğim zaman, bana acıyarak bakıyorlar. Hatta “Zavallı arkadaşımız orada kapanmak zorunda kalıyor.” diye düşünüyorlar. Baktığınızda bu insanlar oryantal dersi alıyor. Yani doğu kültürünü bilmeleri gerektiğini düşünüyorsunuz, ama onların hiç birşeyden haberi yok.

 

Yani batı, doğu cahili…

 

Batıda Ortadoğu ile ilgili bir bilgiden söz etmeyi bırakın, aksine şok edici bir bilgisizlikle karşılaşıyorsunuz. Bu durum beni çok üzüyor… Batıdaki genç kızlar, televizyonda gördükleri herşeyi tanrının elinden çıkmış gibi görüyorlar. Başörtüsünün insan için kötü birşey olduğunu düşünüyorlar.

 

Batıda kadınların sömürülmesine gelince…

 

Sanırım Ortadoğu ile çok benzer sorunlar var. Batı daki kadınlar, kocaları tarafından sömürülme problemini hâlâ çözemediler. Sanki onlar bu problem hiç yokmuş gibi davranıyorlar. Batılılar Ortadoğu'daki insanları acımasızca eleştirebiliyorlar. Ama kendi arkadaş çevremde çok sömürülen insan var.

 

Mesela?

 

Kendi hayatımdan örnek verebilirim, ama bunu yapmak istemiyorum. Bir şekilde kitapta bunu anlatmaya çalıştım. Kadının sömürülmesi hem batıda hem de doğuda ortak bir sorun. Dünyadaki bazı kadınların sömürüden korunma yollarından biri örtünme.

 

Batılı kadının çözümü ne?

 

Bizim çözümümüz devletimizin güçlü olması, ama biz batılı kadınlar olarak devletimize güvenemiyoruz. Başörtüsü Ortadoğu toplumlarında dayanışmanın bir simgesi. Doğudaki tablonun aksine batı toplumunda kadınların dayanışması kırıldı. Size araştırmalarımdan edindiğim bir olayı anlatayım; Yemen'de bir erkek karısına kötü davrandığı için kadın evi terk eder. Geleneksel yemen toplumda erkeğin akşam yemeğini dışardaki kadın komşuları getirmesi gerekir. Ama kadınlar o adama yemek götürmüyorlar. Adamlar çarşıda yemek zorunda kalıyor. Bu da kadının dayanışmasını gösteriyor.

 

Sosyal ayrımcılık Ortadoğu'nun bir sorunu gibi görünür. Ama araştırmalar gösteriyor ki Ortadoğu'daki kadınlar batı toplumlarına oranla eğitim, politika ve meslek alanında daha fazla kendilerini ifade edebiliyorlar. Batıda gizli bir kadın-erkek ayrımcılığı mı var?

 

Amerika'da büyük servet sahibi olmuş kişiler arasında sadece bir kadın ismi geçiyor. Aslında batı toplumunda ayrımcılık yatay yönde belirgin olmasa bile dikey yönde ciddi birşekilde kendini gösteriyor. Ben doğru göremiyor olabilirim belki ama, batıda erkekler birey olarak görülür. Bu erkekler; annelerinden, kız kardeşlerinden veya kadınlarından çabuk vazgeçebilirler. Ortadoğu'daki yasaların bunu gerektirmemesine rağmen erkekler kadınlara karşı kendilerine batıya kıyasla daha sorumlu hissediyorlar.

 

Peki ya kadınlar…

 

Amerika'da kadınların gayesi kendilerini güzelleştirerek birey olarak kabul edilen varlıklı erkeklerle birlikte olmak… Babalarından ve erkek kardeşlerinden destek almıyorlar. Bu bana çok yaralayıcı bir durum gibi geliyor.

 

Siz batılı kadınları mı yoksa, Ortadoğu'daki kadınları mı daha şanslı buluyorsunuz?

 

Doğudaki ülkelerin pek çoğunda kadınların Amerika tarafından sömürüldüğü kanısındayım. Bu sömürülme kadınlar ve erkekler içinde hoş değil. Ama aynı zamanda batı toplumunda yaşayıp, herşeye hakkımızın olduğunu düşündüğümüz halde, sömürüldüğümüz konuları gözardı etmeyi doğru bulmuyorum.

 

KİTABIM AMERİKALILARI ÇOK SİNİRLENDİRDİ

 

Yaptığınız araştırma eski Mezopotamya toplumlarında zengin ve özgür kadınların örtündüğünü söylüyor. Türkiye'deki bazı kesimler örtülü kadınlara ciddi bir baskı uyguluyor.

 

Bunu batının getirdiği birşey olarak görüyorum. Doğudaki kadınların pek çoğuna batılı kadınlar gibi olmaları öğütleniyor.

 

Yani batı kadını idealize edildiği için…

 

Belki şu anda değil ama bundan elli yıl önce böyleydi.

 

Türkiye'de eğitim kurumlarında başörtüsü yasağı var. Batıdan bu yasak nasıl görünüyor?

 

Batıda birçok kişi bu yasağın iyi birşey olduğunu düşünüyor. Zor bir konu… Fransa'da da yasak biliyorsunuz. Amerika'da kızlar çok kısa şortlar giyip bellerini, kalçalarını gösterdikleri için sosyal baskıya mağruz kalıyor. Burada tam tersi siz örtülü olduğunuz için baskı görüyorsunuz.

 

İki toplumu kıyasladığınızda ortaya nasıl bir sonuç çıkıyor?

 

Kitapta Arapça öğretmenimden bahsediyorum. Kızlarının başlarını örtmelerini istiyor. Babaları ise onlara, “Başınızı örtün, üniversiteye gidin ve çok çalışın.” öğüdü veriyor. Okula giderken ne tür kıyafet giydikleriyle uğraşmıyorlar, sadece dersleriyle ilgileniyorlar ve çok başarılı oluyorlar. Diğer taraftan arkadaşlarımın kızları okula gitmiyorlar. İlgilendikleri tek şey erkek arkadaşları ve hangi kıyafeti giyecekleri... Böyle bir karşılaştırma yapacak olursak; kızların başını örtmeleri iyi birşey. Ama eğer kızlar başörtüsü yasak olduğu için okuyamıyorlarsa bu iyi birşey değil.

 

Türkiye'deki örtünme biçimlerini nasıl buluyorsunuz?

 

Kitabımda bahsettiğim bir olay var. Türkiye'de arkadaşımla yolda yürürken, önümüzden dikkat çekici renkte başörtülü bir kız geçmişti. Kız çok gençti. Sıkı ve dar kıyafetler giymişti. İnsanlar bizim gibi başı açık iki yaşlı kadına değil, o genç ve çarpıcı kıza bakıyorlardı.

 

Bu görüntü size estetik geliyor mu?

 

Sanıyorum ki bu modayı takip etmenin gereği. Ama tabiî ki ben modayı yargılayacak biri değilim. Arapça sınıfımdaki kadınların hepsinin başı örtülü. Bana göre çok güzel ve alımlı kadınlar.

 

Ortadoğu'da?

 

Estetik açıdan yargılamaya muktedir değilim. Ama Arapça sınıfımdaki hanımları beğeniyorum. Çok farklı İslamî ülkeden gelen hanımlar var ve hepsi farklı şekilde örtünüyor.

 

Türkiye'de başörtüsüne karşı olan laik çevreler, onu siyasî bir simge olarak görüyorlar…

 

Evet politik bir sembol olabilir. Mesela siz örtünmenin politik bir nedenden dolayı takılmasını suçlayıcı, aşağılayıcı bir sebep olarak görüyor olabilirsiniz. Bir siyasi parti kadınlara yardım etmektense erkeklere daha fazla güç ve daha fazla iktidar imkanı verebiliyor. Böyle bir durumda başörtüsünün yanlış bir şekilde kullanıldığını düşünüyorum. Benim için Amerika'da birisi başını örttüğünde bunu siyasî bir nedenle yapıyor olabilir.

 

Neden?

 

Çünkü bir kadın doğu toplumlarına karşı önyargı ötürü, kendisini o önyargılı kişilerden uzak tutmak için başını örtüyor olabilir. Bu şekilde örtünen bir kadın eğer sadece inancı nedeniyle örtünse bile Amerikalılar, Amerika siyasetine karşı politik duruş sergilemek için başını örtüklerini düşünebilirler. Belki o hanımın dinî inançları, Amerika'nın siyasi duruşuna ters düşüyor olabilir.

 

Amerika'da kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?

 

Çok büyük bir sesizlik oldu. Hiç kimse hiç birşey demedi. Yok olup gitti. Hatta bir radyo programı için üzerine para vermek zorunda kaldım. Yapılan röportajlardan bazıları güzeldi, ama kısa yayınlandı. Belki o röportajları yapanların bir kaçı kitabı okumuştu. Zaten çoğu ne anlatmak istediğimi anlamadı. Teksas'taki röportajdan sonra çok telefon aldım.

 

Nasıl telefonlardı bunlar?

 

Röportajı dinleyen herkes çok sinirlenmişti. O görüşmeden sonra başka bir yerde iki saat süren iyi bir röportajım yayınlandı. O söyleşiyi Ortadoğu'da yapmıştım. Bence o gazeteci çok sempatikti ve ne demek istediğimi çok iyi anlamıştı.

 

 

 

YAYIN TARİHİ: 08.11.2009