Klasik Türk Müziği'ni Batı'dan sonra keşfettik

Klasik Türk Müziği'ni Batı'dan sonra keşfettik

Klasik Türk müziğinin naif sesi Dilek Türkan'ın ikinci solo albümü Suya Söyledim geçtiğimiz günlerde raflarda yerini aldı. Avrupalıların geleneksel Türk müziği sevdiğini anlatan Türkan, bizim de müziğimizi Batı’daki bu ilgiden sonra keşfettiğimizi söylüyor.

Yeni Şafak | Büşra Sönmezışık | 29 Mart 2015, 3:00
Siz Türk musikisinin bir dönem müziği olduğunu, üretimin bittiğini ve icrasının sürdüğünü söylüyorsunuz. Bugün Türk müziğinin yerini ne dolduruyor?
Bu topraklarda var olmuş bir müzik. Etkileşimi yıllarca devam edecek. Bugün Türk müziğinden etkilenerek başka müzik türleri çıkıyor. Ama artık klasik Türk müziği formunda eser yazılamaz. Bugün yazılan yine Türk müziği olur ama bu yüzyıla ait olur.
Yaptıklarınız hangi gruba giriyor?
İki farklı müzik türü var. Biri eğitimini aldığım klasik Türk müziği; aslını bozmadan icra ediyorum. Kendi çalışmalarımda ve yaptığım albümlerde klasik Türk müziğine dair hiç birşey yok. Modern müzik yapıyorum.
Popüler müziğe uzaksınız. Türk müziğindeki bu ayrım nerede başlayıp nerede bitiyor?
Bugünün Türk müziği olması gerekiyor. Klasik parçaları modern tarzda yorumladığınızda yeni bir şey üretmiş olmuyorsunuz. Ancak o gelenekten ilham alarak bugünün müziğini yapabilirsiniz. Sting onlardan biri. Bir bakıyorsunuz yöresel, sonra başka popüler bir albümle karşımıza çıkabiliyor. Sürecimi Fairuz, Haris Alexiou gibi sanatçılara benzetiyorum.

KİMSE CESARET EDEMİYOR
Siz yeni kuşak Türk müziği icracısısınız. Eski dönemle yeni arasındaki nasıl bir fark var?
Eskiden sadece isimler üzerinden ilerliyordu. Birkaç kişi vardı ve o birkaç kişinin yaptığı şey neyse herkesin algıladığı oydu. Kişilerle özdeşleştirildi, ekoller müziğin önüne geçti. Aslında bu çok büyük bir hata. Bundan müzik asla zarar görmez ama dinleyiciye ve kitleye zarar verir. Orada çok ciddi bir kopukluk yaşandığını düşünüyorum.
Türk müziği icracıları yıllarca sırça köşklerinde kendilerini bir yere konumlandırdılar. Özel bir tavır var mı?
Belli bir olgunluk gerektiriyor. Bu da eğitim ve aileden gelen bir gelenekle ancak olabiliyor. Bence geçtiğimiz dönemde bu da büyük yara aldı. O yüzden bu döneme geçişi çok zor oldu. Fakat şu anda çok bilinçli ve Türk müziğini anlamaya çalışan bir kesim var.

Gençlerin Türk müziğini sevmesinde katkınız oldu. Daha önceki ilgisizliğin sebebini neye bağlarsınız?
Birileri ön ayak olduktan sonra ardından gelecek çok kişi oluyor. Ama hep bir lider bekleniyor. O yüzden bugüne kadar belki de cesaret eden olmadığından böyle bir ilgisizlik oluşmuştu. Cesaretli olmak lazım.
Yurt dışında konserler veriyorsunuz. Sizin müziğiniz yurt dışında nasıl algılanıyor?
Avrupalı Klasik Türk müziğini seviyor. Burada yaptığımız modern müzikler Avrupa'da dinlenecek müzikler değil. Onlara orijinal gelmiyor. Bugüne kadar sadece benim Aşk Mevsimi albümündeki batı enstrümanlarıyla Türk müziğini birleştirdiğim tını ilgi gördü. Çünkü kendi enstrümanlarını başka toprağın müziğinde duydular.

YURT DIŞINA PAZARLANMAMALI
Türkiye'de ise tam tersi. Yurt dışında fark edileni biz neden fark edemiyoruz?
Türkiye yıllarca yüzünü hep Batı'ya döndü. Bugün Batı Doğu'ya döndüğünden artık yavaş yavaş biz de dönmeye başladık. Aslında bu bir kompleks. Eğer böyle olmasaydı Türk müziği daha ilerde olurdu.
Türk müziği dünyaya pazarlanabilir mi?
Türk müziğinin böyle bir şeye ihtiyacı yok. Çünkü bu daha yüzyıllarca daha yaşayacak bir müzik. Kaybolacağını düşünmüyorum. Milyonlar tarafından bilinmesinin o müziğe bir katkısı yok. Biz onu keşfetmeliyiz. Türk müziğini dünyaya pazarlamaya gerek yok. Fakat Türkiye ile ilgili bir etkinlik yapıldığında oraya giden müziğin klasik Türk müziği olması gerekiyor. Pop sanatçısıyla Türkiye'yi tanıtamazsınız.

 
CAZ DA ROCK DA SESLENDİRİRİM
Türkü albümü için teklif aldığınızı biliyorum. Sesinizi türküye uygun buluyor musunuz?
Açıkçası kendi sesimi uygun bulmadığım bir tarz neredeyse yok. Ben bir halk müziği sanatçısı gibi halk müziği söylerim diyemem. Kendi yorumumla bir halk müziği eserine de ses verebilirim. Caz, Aria, Rock şarkısına da ses verebilirim.
Ses yeterliliği açısından mı diyorsunuz?
Hayır, bu isteği kendimde bulduğum için. Bir kimse şarkı söyleyebilme iddiası taşıyorsa her türlü müzikte bunu yapabilir.

 
BU ALBÜM BENİM HAYATIM
Albüme gelelim. Suya Söyledim albümünüzün bir hikâyesi var mı?
Evet. Ben çocukluğumdan beri herşeyimi suya anlatırım. O yüzden benim için çok anlamlı. Hepsi bambaşka yerden gelen şarkılar ama öyle bir hikaye oluşturdular ki benim hayatımı anlattı bu albüm.
Albümünüz diğerlerine göre daha Batı enstrümanları içeriyor. Bir klasik parça var. Klasikten sıkıldınız mı?
Bu ara albüm. Bundan sonra planladığım çok farklı bir proje var. Kendi sınırlarımı aşabileceğim yepyeni bir repertuar çalışıyorum. Popüler bir albüm yapma hazırlığında değilim. Albüm yapmayalı çok uzun bir zaman olmuştu. Bu albümümde dinleyicinin yıllardır benden dinlemeye alışkın oldukları repertuarı farklı enstrümanlarla yaptım.
Dinleyici beğendiği sanatçıyı belli bir kalıba oturtabiliyor. Yaptığınız risk değil mi?
Evet ama risk almayı seviyorum. Zaten repertuarın yarısını onların duymak istediği şarkılardan oluşturdum. Diğer yarısı ise benim heyecanlanmama sebep olacak şarkılar.
Türk müziğine karşı sorumlu değilim
Türk müziğini bir yere taşıdığınızı düşünüyor musunuz?
Hayır, bu tür laflar bence çok iddialı. Kendi üzerimde hiç ağır bir sorumluluk hissetmiyorum. Kendime sorumlu hissediyorum sadece. Müziği kurtarmak, bir yere getirmek, bayrağı almak gibi bir derdim olmadı. Kaldı ki Türk müziğinin bana ihtiyacı yok. Çünkü güçlü olan müzik.
Klasik müzik icracıları sesleri dışında başka özelliklerini katamıyorlar. Bunu kendiniz için bir handikap olarak görüyor musunuz?
Değişim olmalı. Yoksa bir şarkıyla sanat hayatını bitirmiş çok kişi var. Yıllarca aynı şarkıları söylemek bence çok sıkıcı. Beni bu tatmin etmiyor. Dileyicide ilk defa bir şok etkisi yaratsa da daha sonra seveceklerini düşünüyorum.
Türk müziği icra ederlerin yaşam tarzları da ona göre mi oluyor?
Bu yaşam biçimi haline geliyor. Bir ressamın beslendikleriyle iş adamı arasında fark olur. Seçtiğiniz meslek neyse sonunda yaşam biçiminiz haline geliyor. Ama bu şu değil, ben Türk müziği sanatçısıyım ve öyle davranmalıyım. Bu zaten kendiliğinden gelişir. Zaten klasik bir eğitim alıp sonrasında bambaşka bir noktaya gelemezsiniz. Fakat bu demek değil ki her dakika sahnedeki gibi giyiniyorum ve öyle davranıyorum. Kendi yaşamımda çok çılgın biriyim. Spor kıyafeti seviyorum, makyaj yapmayı sevmiyorum. Ama klasik Türk müziği eğitimi size belli bir edep ve ahlak veriyor.
Sahnede bazı parçaları ağlamamak için okumadığınızı biliyorum. Defalarca söylediğiniz şarkıda yine aynı duyguyu yaşamak nasıl mümkün?
Aynı duygu hissedebilirsiniz bazen de daha fazlasını hissediyorsunuz. Bu tabi yaptığınız müzikle de çok alakalı. Benim seslendirdiğim şarkılar gerçekten çok derin şarkılar.