ASLIHAN-ERTUĞRUL ERKİŞİ

Türk Müziğinin yeni nesil temsilcilerinden Aslıhan & Ertuğrul Erkişi çifti evlilikteki istikrarı Türk müziğinin güzelliğine bağlıyor. Türk müziğinin insanı inşa eden bir yanı olduğunu anlatan başarılı çift evliliklerinin kusursuzluğunu Türk müziğine borçlu olduğunu söylüyor. BÜŞRA SÖNMEZIŞIK

 

 

Aslıhan & Ertuğrul Erkişi Türk Müziği icra eden iki önemli ses sanatçısı. Ertuğrul Erkişi, 'Minik Dualar' ve 'Teşekkür ederim Allah'ım' adlı projesindeki besteleri ile tanınıyor. Çiftin iki de kızı var. Türk Müziğinin eğitici olduğunu söyleyen çift, evlilikte bunun çok faydasını gördüklerini söylüyor. Onlarla evliliklerindeki istikrarı ve müziğe olan bağlılıklarını konuştuk.

 

Sizinki kaza gibi bir karşılaşma mı?

 

Aslıhan: Sayılır. Konserde tanıştık. Belediyede periyodik olarak aylık konserlerimiz olurdu. Konsere her ay bir sanatçı gelirdi. O ayın sanatçısı ise Ertuğrul Erkişi idi. 3 Mart 2002 yılıydı. Nişan tarihimizi hatırlamıyorum ama bunu hatırlarım. Ne olduysa o konserde oldu. (gülüyor)

 

Ertuğrul: Aslıhan koroda bulunan birkaç genç hanımdan biriydi. Onun duruşu ve asaletinden çok etkilendim. Aslıhan hanımın bulunduğu koronun şefi benim arkadaşımdı. Aslıhan'ı ona sordum o da bana 'çok düzgün ve hanımefendidir' dedi. Birkaç kişiye daha sordum. Hepsi aynı şeyi söyleyince görüşmeye karar verdim.

 

KONSERDE ŞARKILARI BANA DÖNÜP SÖYLEDİ

 

Sanatçılar için evlilik önemli. Özverili ve anlayışlı eşlere ihtiyaç duyuyorlar. Siz bu anlamda birbiriniz için doğru insan olduğunuza nasıl karar verdiniz?

 

Aslıhan: Ben mesleğimi ve yaptığım işi çok seviyorum. Mesleğimi devam ettirebileceğim bir evlilik her zaman hayalimdi. Ertuğrul beyle tanıştığımızda onun hissettiklerini hissetmedim. Ama ben o akşam Ertuğrul'dan çok farklı bir elektrik almıştım. Sonradan o konser videosunu izlerken farkettim şarkıların yüzde yetmişini seyirciye, yüzde otuzunu ise bana dönüp söylemişti. Ondan çok etkilendim açıkçası. Tanışma günümüzü telefonuma kaydettim. Ertuğrul Beyi ailem televizyonda yaptığı programdan tanıyordu. İki üç gün sonra okula tekrar geri döndüğümde de koro şefimiz benimle görüşmek istediğini söyledi ve Ertuğrul beyin teklifini bana iletti. Kendisinden 15 gün kadar süre istedim.

 

HEYECANDAN AYAĞI TAKILIP DÜŞTÜ

 

İlk görüşmeniz nasıldı?

 

Ertuğrul: Nakkaştepe'de bir kafeye gittik. Ben sonradan Aslıhan'ın ne kadar duygusal ve heyecanlı biri olduğunu anladım.Gelirken o kadar heyecanlanmıştı ki kapıdaki girişi görmeyip ayağı takılıp düşmüştü. (gülüyoruz)

 

Aslıhan: Ben günlük hayatımda topuklu ayakkabı giyen biri değilim. Konserden konsere giyiyorum. İlk görüşmemiz olduğu için topuklu ayakkabı giymiştim. Biraz onun da etkisi vardı. Düşünce çok utanmıştım. Ertuğrul esprili tavrıyla beni rahatlatmıştı. (gülüyor)

 

Ne kadar süre sonra evlendiniz?

 

Aslıhan: Tanışıp kısa bir süre sonra evlendik. Ben Gemlik'te oturuyordum Ertuğrul İstanbul'daydı. Çok fazla bir araya gelemedik ama geldiğimiz süre zarfında birbirimizi tanıdık. Ertuğrul'la beraber olduğumuz anlarda beni ne zaman görse gülüyordu. Sebepsiz gülüyordu. Bir keresinde 'neden gülüyorsun?' diye sordum. O da 'sevincimden' demişti. Ufak belki ama insanı etkileyen şeylerdi bunlar.

 

Ertuğrul: Evliliğimizin ilk yıllarında Aslıhan'ın elini tuttuğum zaman 'Ver elini karlı dağlar aşalım' derdim. (gülüyor) Biraz da niyet meselesi. Evlilik bir insanın hayatında çok önemli. Bu konuda çok dua ettim. Kendim için hayırlısını istedim.

 

TÜRK MÜZİĞİ EĞİTİR

 

Sahne sanatçısı olmak, alkışlar, iltifatlar birliktelikleri zedelemiyor mu?

 

Ertuğrul: Sağlıklı bir evlilik sürdürenlerin Türk müziği icra edenler olduklarını görürsünüz.

 

Aslıhan: Ertuğrul: 'Türk müziği kendisiyle ilgileneni inşa eder' demişti. Hakikaten de öyledir. Ben çocukluğumdan itibaren müziğin içindeyim. Anneannem Ud çalardı. Halam TRT sanatçısıydı. Ertuğrul'un da dayıları ve amcaları müzikle uğraşıyor. Osmanlı'da yapılan çalışmalara baktığınız zaman makamların insan psikolojileri üzerindeki etkileri büyük olduğunu görürsünüz.

 

Birlikte konser verdiniz mi?

 

Ertuğrul: Evet. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen etkinliklerde ve Erzurum'da Nene Hatun konserlerinde birlikte çıktık. Birlikte çok sık sahneye çıkmıyoruz. Birlikte sahneye çıkan çiftler bana çok hoş gelmiyor. Gereksiz romantizm oluyor.

 

Aslıhan: Çok fazla bir arada konser vermek gibi bir niyetimiz yok. Ben de çok hoşlanmıyorum. Ama güzel bir örnek de Eda ve Metin Özülkü çifti yapıyor. Onları seviyorum.

 

Çalışırken aranız nasıl?

 

Ertuğrul: Aslıhan'ın Minik Dualar ve Teşekkür ederim Allah'ım albümlerinde çok emeği vardır. Beste ve söz bana aitti ama çocuklara nasıl yaklaşılacağını Aslıhan daha iyi biliyordu. Onun bana o konuda çok katkısı oldu. Aslıhan hanımın albümünün müzik yönetmenliğini ben yaptım.

 

AYNI ŞARKIYI SÖYLÜYORUZ

 

Uyumlu musunuz? Aranıza 'Benlik' çatışması olur mu?

 

Aslıhan: Ertuğrul bey de ben de çok titizim. Birbirimize hatamızı söylemekten çekinmiyoruz. Çünkü benim hatamı söyleyecekse birisi bu Ertuğrul olmalı. Ben onun ne kadar objektif olduğunu bilirim. Aynı şeyi ben de Ertuğrul'a yaparım. Ertuğrul'un bana en büyük eleştirisi şarkı söylerken; 'nefes almıyorsun' der. Aramızda herhangi bir kompleks yoktur. Çoğu zaman şarkı söylerken hangi nameyi yapacağını tahmin edip ben de aynı nameyi yapıyorum.

 

Ertuğrul: Ben Aslıhan'a çok güvenirim. Onun bana yaptığı eleştiriyi de dikkate alırım. İkimiz de aynı şarkıyı söylüyoruz.

 

Evde mi çalışıyorsunuz?

 

Ertuğrul: Değişiyor. Evde de arkadaşların ofisinde de çalışırız.

 

Çalışırken seçici misiniz?

 

Aslıhan: Temiz mekanlarda çıkmaya gayret ediyoruz. Alkollü yerlerde çıkmıyorum. Onun dışında kültür merkezlerinde sahne alıyorum. Seçici davranıyoruz.

 

Ertuğrul: Kendi vicdanımızın süzgecinden geçiren programlar yapıyoruz.

 

Evliliğin koruyan bir tarafı var mı? Hırslardan, paradan?

 

Ertuğrul: Sanatçıların tatmini paradan daha çok mesleki takdir edilmek, alkışlanmaktır. Biz de çok şükür şimdiye kadar tahmin ettiğimizin çok ötesinde tebrikler aldık. O da biraz akademik kariyerimizden kaynaklanıyor. Geriye dönüp baktığımda rahatsız olduğum hiçbir şey yok. Bizim hayatımız 'arabaya taş koydum civanım'la geçmedi. Boş şeyler yapmadık. Biz pozitif bir değer koymak için uğraştık. Bütün bunları yaparken Allah bize para da verdi. Bir hırsımız yok.

 

Aslıhan: Evlilik bir fren, üstüne bir de garantiye alan çocuklar oluyor. Kendimize her zaman dikkat ettik ama çocuklardan sonra daha çok dikkat etmeye başladık. Siz yapmadığınız bir şeye çocuğunuza 'yap' diyemezsiniz. Çocuklar sizin yaptıklarınızı yapıyorlar. Onlara güzel bir örnek olmak adına biz de güzelleşmeye çalışıyoruz.

 

Önce anne-baba sonra sanatçıyız

 

İki kızınız var. Çocuklar olduktan sonra hayatınızda ne değişti?

 

Ertuğrul: Çocuklar olmadan önce evde çalışıyordum ama şimdi mümkün değil. Konuya geleneksel bakmak anlamında değil belki ama işin bir hakikati var. En büyük kıymet ve değer aile ve çocuklardır. Özellikle kadınlar önce anne sonra sanatçı oluyor.

 

Birbirinize destek oluyor musunuz?

 

Aslıhan: Elimizden geldiği kadar yapmaya çalışıyoruz. Aslında Ertuğrul Bey çok yoğun. Bazen 10 gün eve gelmediği oluyor. Başlarda çocuklar çok etkileniyordu. Telefonda konuşurken 'nasılsın?' sorusu yerine 'baba ne zaman geleceksin?' diyorlardı. Artık alıştılar. Bu şekilde çok yorucu oluyor. Ben de Ertuğrul'la aynı işi yapıyorum ve kendimce bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Çocuklarımdan dolayı çok da mümkün olmuyor. Ama önemli olan şu anda çocuklar. Kızlarımdan biri bu yıl birinci sınıfa başladı. Temelleri iyi atmak lazım. Albüm için mesela bu yıl çok fazla bir şey yapamadım.

 

Ertuğrul: İTÜ'de öğretim görevlisiydi Aslıhan. O dönem çocukların nasıl ihmal edildiğini gördüğümüz için bıraktı. Şu anda sadece bir gün doktora dersine gidiyoruz ikimiz de. Çocuklara daha çok zaman ayırmak ve ilgilenmek istiyoruz. Okula gidip gelirken servis kullandırmıyoruz. Kendimiz ilgilenmek istiyoruz. Çocuk bu yaşlarda kendisine kıymet verildiğinin farkında olmalı.

 

Onların müzisyen olmalarını ister misiniz?

 

Aslıhan: Çok yetenekliler maalesef! (gülüyor) Ben korkuyorum çok fazla istemiyorum ama Ertuğrul öyle düşünmüyor. Çocuklar yaptığımız işin ne olduğunu yeni yeni anlıyorlar. Minik Dualar'dan haberleri yoktu. Onu da bu sene öğrendiler. Daha önce söylemedik bilmiyorlardı. Öğrenince şaşırdılar.

 

Ertuğrul: Nasip. Valla armut dibine düşer. Karakterleri anneleri gibi olursa neden olmasın ki… Biz kötü işler yapmıyoruz sonuçta.

 

Örgü ve yemek favorimiz

 

Müzik dışında neler yapıyorsunuz. Aslıhan hanımın örgü hobisi olduğunu biliyorum…

 

Aslıhan: Çocukluğumdan beri. 6 yaşından beri elimden örgü düşmez. Almanya doğumluyum. Türkiye'ye döndüğümüzde anneannemle oturuyorduk. O sürekli dantel ve örgü örüyordu. Biz hiç dışardan kıyafet almazdık. Kazaklarımızı annem örüyordu, elbiselerimizi annem dikiyordu. Bebeklerime süveter örerek başladım. Çocuklarıma da kendime de örgü örüyorum. Kendime elbise örmüştüm. Dantel de örüyorum. Mutfak perdemi kendim örmüştüm. Kardeşimin kızı doğacağı zaman ona bebek takımları örmüştüm. Seviyorum örgünün her türlüsünü. Çocuklar olmadan önce evde dantel kullanıyordum. Ancak örtü kullanamıyorum artık. Arada ip satan dükkânlara gidip neler çıkmış diye bakıyorum. Kadife ipler çıkmış, çocuklarıma hırka öreceğim.

 

Ertuğrul: Evde çok nadir de olsa yemek yaparım. Mesela çocuklar istediği zaman balık pişiriyorum. Turizm otelcilik meslek lisesi mutfak bölümü mezunuyum. Müzikle uğraşmasaydım büyük ihtimalle aşçı başı olurdum. 20 yıl önce Bursa'da beş yıldızlı bir otelin ekmeklerini, tatlıların bir kısmını ben yapıyordum. Dört erkek kardeş olduğumuz için en büyük çocuk olarak anneme yardım ederdim.

 

Bugün olsa yine Ertuğrul'la evlenirdim

 

Evliliğinizi nasıl tanımlarsınız?

 

Ertuğrul: Benim kalbim çocuklarımın geleceği konusunda çok rahat. Sadece anneleri gibi olsunlar benim için yeterli. Kendim de fena bir adam sayılmam (gülüyor) Bu karakter temeli üzerine ne koyarlarsa kar.

 

Aslıhan: Etrafımdaki evliliklere baktığım zaman iyi ki diyorum Ertuğrul'la evlenmişim. Bir daha dünyaya gelsem yine onunla evlenirdim.

 

Ortak noktanız var mı?

 

Ertuğrul: Evet. Merhamet ortak noktamız. Elimize gelen kısıtlı da olsa paylaşıyoruz. Aslıhan'ın merhamet duygusunu çok takdir ediyorum. Mesela, temizlikçi kadını eve çağırıyor fakat temizliğin yarısını kendi yapıyor. (gülüyor) Ben bir şeye niyetlendiğimde Aslı hiç itiraz etmez. Çok hassas biridir çabuk üzülür ağlar. Ben böyle insanları seviyorum.